Permablitz Ön Çalışma
1 day ago


Temmuz 2009'da cocuklari Turkiye'ye gonderdikten sonra, kari-koca yaptigimiz bir hafta sonu gezintisinden bu fotograflar... Nedense tren yolculuklarini hep cok sevmisimdir. Her halde trenle gunlerce, gecelerce yolculuk edebilirim. Bunun en yakin ornegi, Istanbul'dan sabah 8'de trene binip gece 3'de Kayseri'ye varmam ve yaptigim tam 19 saat yolculuk sonunda hala bikmamis olmamdir. O yuzden San Diego'dan oglen 12'de binip aksama dogru 6 gibi Santa Barbara'ya varmak dogrusu bana hic de uzun bir yolculuk gibi gelmedi:).
Santa Barbara, herhalde Kaliforniya'daki en guzel yerlerden biri. Uzun plajinin yani sira, buyuk bir yat limani var. Los Angeles'da ki zenginlerin, artistlerin hafta sonu (yada hafta arasi) kactiklari, kafa dinledikleri bir yermis. Michael Jackson'da Santa Barbara'da evi olanlardan biriydi. Fakat zenginlerin yogun olarak yasadiklari bir yer olmasina ragmen, Santa Barbara ayni zamanda oldukca da tutucu bir yer. Polis, kimsenin taskinlik yapmasina goz yummuyor.
Kaliforniya'da tum sahil sehirlerinde oldugu gibi, Santa Barbara'da da denizin uzerinde, direklerin uzerine kurulmus ve restaurant ve kafelerden olusan bir merkez var. Burada ayrica isteyen balik da tutabiliyor. iste bu pelikan da balik avlayanlarin yaninda nasibini arayanlardan...
Sahil boyunca devam edildiginde, genis bir plajin yaninda ki limana ulasiliyor. Limanda, her boydan ve her fiyattan tekneler var. Bu teknelerle Santa Barbara'nin karsisindaki adalari ziyaret etmek mumkun. Tabii suya dusup, kopek baliklarina yem olmamak kosuluyla.
Aksam, herkes en guzel elbiselerini giyip, santa Barbara'nin merkezine dogru yurumeye basladi. Bu merkezde ne var derseniz? Birbirinden lux, marka magazalar, iclerinde canli muziklerin yer aldigi pahali restaurantlar diyebilirim. Tabii butun bu magazalarin arasinda, ucuk kacik magazalara rastlamak da mumkun. Pembe magaza bunlardan biri. 


Bu sene biletleri Orbitz'den ucuz almamin tek iyi yani, Chicago'da yaklasik 10 saat beklemek zorunda kalmam oldu. Yanimda cocuklar ve koca da olmadigi icin bir an kendimi, universite sonrasi yaptigim Ingiltere ziyaretinde gibi hissettim ve Chicago'nun downtown'i ni karis karis gezdim. 


Guzel tarafi, tekerlekli el bagajini alip, kendisini sokaklara firlatan tek kisinin benim olmadigimi gormekdi. Sanki bir turist sehri. Yoksa herkes benim gibi Orbitz'den bilet aldi da, havaalaninda bilmem kac saat beklemek zorunda kaldi diye dusunmedim de degil. Neyse, havaalaninda downtown'a gitmek hic zor olmadi. Havaalaninin en alt katina inip, trenlere ulasinca, ver elini downtown'a giden tren. 2.5 dolar gidis ve 2.5 dolar donus. Yani bu gezi toplam 5 dolara mal oluyor:).




Yureginin bir tarafinin hic bitmeden kanamasidir gurbet...